Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper: “Türkiye yeni bir seferberliğe girecekse bu üretken yapay zekâ seferberliği olmalı”

TÜRKİYE ÜRETKEN YAPAY ZEKA SEFERBERLİĞİNE GİRMELİ

Dünya yeni bir teknolojik devriminin eşiğini geçmiş durumda. Bu da bu üretken yapay zeka meselesi. Yapay zekanın en çok kullanıldığı sektörler ilaç, kimya, malzeme teknolojileri… Türkiye yeni bir seferberliğe girecekse, bu üretken yapay zeka seferberliği olmalı. Yetişmiş insan gücümüzü burada tutmalıyız. Bu teknolojileri olabildiğince hızlı şekilde bu ülkeye getirmeliyiz. Çünkü bu teknolojilerle, gelişmekte olan ülkelerin ucuz işçilik maliyetinden kazandığı rekabet avantajı tamamen ortadan kalkıyor. Bakın bugün en büyük maliyet yazılım… Şu anda yazılımın yüzde 30-40’ını yapay zeka yazıyor. Buna sahip olan şirketlere inanılmaz bir rekabet avantajı getirecek. Tüm bunlar kuantum bilişimle bir araya geldiğinde, ucu bucağı olmayan bir şeyden söz ediyoruz.

YAPAY ZEKA UYGULAMALARIMIZ BAŞLADI

Yapay zeka üzerine dönüşümünü başlattık, daha fazla neler yapabileceğimize bakıyoruz. Dünya örneklerine baktığımızda, call center’lardaki yapay zeka uygulamalarında yüzde 30-40’lara varan verimlilik var. Bu oran, yazılım sektöründe yüzde 30’u aşıyor. Ar-Ge ve toplam ürün geliştirme süresini ise 10’da 1’e kadar kısaltıyor.

Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper, Davos izlenimlerini paylaştı, güncel ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.

Türk sanayisinin ve sanayicisinin küresel oyuncu olma olgunluğuna geldiğini belirten Alper, “Olması gereken de bu. Türk şirketleri, büyüyebilmek için yurt dışına taşmak zorunda. Türkiye’de büyük şirketler dışındaki şirketlerin ulaşabildiği ciro rakamları sınırlı. Milyar dolarlık şirketler yaratabilmek için daha fazla ekonomiye ulaşmanız lazım” diye konuştu.

Bir şirketin küreselleşme yolculuğunun dört adımdan oluştuğunu da anlatan Alper, “Bunlar, ‘Ülke için üret’, ‘İhracat için üret’, ‘Orada üret’ ve ‘Üretim teknolojilerini ve üretim makinelerini sat’tan oluşuyor. İhracat konusunda Türkiye çok iyi noktada. Şimdi üçüncü ve dördüncü aşamalara geçmeliyiz. Çünkü kendi teknolojilerimizi üreten şirketlerimiz var artık. Hani bizden Kordsa örneği var. Ama dünya üzerinde; Türkiye’den bir sürü örnek var. Daha büyük pazarlara erişmemiz lazım. Bu pek çok yerde işte Türk sermayesi yurt dışına kaçıyor gibi lanse ediliyor, bence öyle değil. Olay büyük pazarlara erişimdir” açıklamalarında bulundu. “Kordsa ve Çimsa zaten bunu yapıyor. Uluslararası pazarda büyüyor ve büyümeye de devam edecek” diyen Alper, şunları söyledi: “Geçen sene çok büyük bir enerji atılımı yaptık. Hem üretimde hem dağıtımda bir numarayız. Türkiye’de büyümeye devam ediyoruz. Yaklaşık 1.000 MW’tan fazla yatırım yapıyoruz. Dağıtım yatırımlarımız sürekli devam ediyor. Şimdi de dünya pazarlarındaki fırsatlara bakıyoruz. ABD’de, Teksas’ta, iki farklı güneş enerjisi santralı yatırımı açıkladık. İlkinde bu ayın sonuna doğru elektrik üretmeye başlayacağız. Önümüzdeki birkaç ay içerisinde tüm kapasite devreye girecek.”

YABANCININ ZAMANA İHTİYACI VAR

Davos’taki temasları kapsamında yabancı yatırımcının Türkiye’ye yatırıma gelme hevesinde olup olmadığı ile ilgili soruya Alper, “Yabancı yatırımcıların biraz zamana ihtiyacı var. Şunu söyleyebilirim; yüksek enflasyon herkesi ürkütüyor. Ama iyi bir yola girdiğimizi; yeni orta vadeli planla doğru tedbirlerin alındığını görüyorlar. Enflasyonla mücadele doğru yolda. Biz de destekliyoruz. Fakat bunun tasarrufla da desteklenmesi lazım. O tarafta alacak yolumuz var” diye yanıt verdi.

AVRUPA-ÇİN KORİDORUNDA YOL BİZİZ

Cenk Alper, Türkiye’nin büyük bir potansiyeli olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti: “Özellikle enerji işindeki potansiyel çok daha büyük. Türkiye’nin bu noktada çok kritik bir rolü var. Her yıl, Çin’den Batı’ya doğru yaklaşık 10 milyon konteyner getiriliyor. Bu 10 milyon konteyner in yüzde 98’i deniz yoluyla geliyor. Deniz yoluyla geçişlerde saldırılar, engellemeler nedeniyle ciddi risklere maruz kalınıyor. Kuzey koridoru dediğimiz Sibirya geçişi ise iklim problemlerinden dolayı güvenli değil. Bizim de içinde olduğumuz orta koridor, yani eski İpek Yolu verimli güzergâhlardan biri. Burada da Türkiye’nin konumu inanılmaz. Otoyollarımız, köprülerimiz, gaz hatlarımız olarak, bu transferi sağlayabilecek en gelişmiş ülke Türkiye diyebilirim. Bu açıdan bakıldığında sadece bir geçiş yolu olarak değil, Türkiye hem üretim hem de dağıtım üssü olabilir. Sözün özü bu koridor içindeki yol biziz…”

%30’U ENERJİDEN %30’U BANKADAN…

Önceki yıllarda Sabancı Holding’in net aktif değerinin yaklaşık yüzde 70’i banka iş kolundan geliyordu. Şimdi yüzde 30 banka, yüzde 30 enerji şeklinde. Geri kalanı da sanayi, yapı malzemeleri ve dijital grupları.

TEKSAS’TA GÜNEŞ, BANDIRMA’DA HİDROJEN

Geçen sene büyük bir enerji atılımı yaptık. Hem üretimde hem dağıtımda bir numarayız. Türkiye’de büyümeye devam ediyoruz. Yaklaşık 1.000 MW’dan fazla yatırım yapıyoruz. Dünya pazarlarındaki fırsatlara bakıyoruz. ABD’de, Teksas’ta, iki farklı GES yatırımı açıkladık. İlkinde bu ayın sonunda elektrik üretmeye başlayacağız. Birkaç aya tam kapasite devreye girecek. Ayrıca 7 MW’lık Türkiye’nin en büyük rüzgar gülünü Bandırma’da devreye alıyoruz. Bandırma’yı da bir hidrojen vadisine çevireceğiz.

AGESA İLK POLİÇEYİ NİSANDA KESER

Sağlık sigortası şirketi kurduk. Yeni ürünlerle piyasaya çıkacağız. AgeSA’nın lisansını aldık ve Belçikalı Ageas’la ortaklık yaptık. Nisanda ilk poliçeyi keser hale geleceğiz. Önleyici sağlık teknolojilerine Sabancı Ventures aracılığıyla yatırım yapıyoruz. İlaç üretemeyebiliriz ama sağlık sigortacılığı ve etrafındaki dijital ekosisteme entegre olma konusunda hazır ve kararlıyız.

TEMİZ ENERJİ VE İKLİME 6 MİLYAR DOLAR…

Gelecek 5 yılda Türkiye’de temiz enerji ve iklim teknolojilerine 6 milyar doların üzerinde yatırım yapacağız. Topluluğumuz, 2027 sonuna kadar sürdürülebilirlik yatırımlarını 5 milyar

dolara çıkartacak.

BAE, SUUDİARABİSTAN, HİNDİSTAN VE ÇİN…

* Trendleri anlamak ve çok kutuplu dünyada iş birliklerini anlamak için Davos’a gidiyoruz. Bu yıl 4 oturumda vardık. 6 ayda yapacağımız toplantıyı Davos’ta 4-5 güne sığdırıyoruz.

* Öne çıkan sorunlar; Ukrayna-Rusya ve İsrail-Hamas. Ama asıl gerilim, ABD-Çin ekseninde. Bunun iki temel nedeni var; biri enerji, diğeri bilgi teknolojileri. Tayvan meselelerinin tamamı çip teknolojileri üzerinden gelişiyor.

* Çin, tüm dünyadaki kritik minerallere ve teknolojilerin ara mamullerine hakim. Bu kritik minerallere Çin dışında neredeyse 10 yıldır kimse yatırım yapmamış. COP’da bir karar alındı ve dendi ki; “Yenilenebilir enerji yatırımlarını üçe katlayalım.” Tamam yapalım da; malzeme ve üretim kapasitesi Çin’de, onlarla işbirliği olmadan bu işin yürütülmesinin imkanı yok.

* Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol ve bir AB yetkilisi özetle şunu söyledi; “Avrupa üç temel hata yaptı. Birincisi enerjiyi Rusya’ya, üretimi ve teknolojiyi Çin’e, güvenliği ABD’ye bağımlı hale getirdi.” Gelinen duruma çok da şaşırmamak lazım.

* Davos’ta öne çıkan ülkeler var. İlki BAE ve S.Arabistan. Petrol ve gazdan gelen paranın tamamını teknoloji fonlarına ve enerji dönüşümüne ayırıyorlar. Diğeri Hindistan. Artık, eyalet bazında rekabet ediyorlar. Son olarak Çin. Yatırımlarını temiz enerji, yüksek teknoloji, dijital üzerine yapıyor. Dolayısıyla Avrupa ciddi şekilde geride kalıyor. ABD ise her zamanki gibi, girişimcileri ülkeye çekerek güvenli büyümesini devam ettiriyor.

YENİDEN YAPMA MALİYETİNİN YÜZDE 30’UNA GÜÇLENDİRİYORUZ

Depremle birlikte günlük hayatımıza ‘güçlendirme’ sözü girdi. Ama biz Kordsa’da uzun yıllardır bunu geliştiriyoruz. Kratos diye bir ürünümüz var. Dışarıdan duvarı sarıyor, kolonları güçlendirerek binanın bütünselliğini koruyabiliyor. Kratos, yani karbon fiber malzemeyle kolonların ve duvarların güçlendirilmesi işi çok daha uygun maliyetli ve çok daha hızlı. Bunu tek başımıza değil, üniversitelerle iş birliği içinde yapıyoruz. Binaların denetimi yapılıyor. Statiği hesaplanıyor ve o ihtiyaca göre binalar güçlendiriliyor. Kentsel dönüşümü hızlandırmanın en kolay yollarından biri. Deprem bölgesindeki tüm binalarımızı kontrol ettik, etmeye de devam ediyoruz. Ortalama bir daireyi hacim kaybı olmaksızın yıkıp yeniden yapım maliyetinin yüzde 25-30’una güçlendiriyoruz. Kentsel dönüşümde bir düşünün; çıkartacaksınız, yıkacaksınız yapacaksınız o sırada o evde oturanların kirasını ödeyeceksiniz. Yıkıntı atıklarını, moloz yığınlarını ne yapacağım diye uğraşacaksınız. İstanbul’da dönüştürülmesi gereken binaları yıksak, molozlardan İstanbul Boğazı’nın yüzde 60’ı dolar.

patronlardunyasi.com

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*